“28 Şubat sürecinde 14 yaşındaydım… Gözaltına alındım, yargılandım ve idam cezası aldım”

Türk siyasi tarihine “post-modern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde öğrenci olduğu üniversitede, derslere başörtülü girdiği gerekçesiyle ‘İkna Odaları’nda psikolojik baskıya maruz kalan ve şimdi bir okulda müdire olarak görev yapan Hanife Sekmen, başörtüsü direnişine omuz verdi ve düzenlenen eylemlerde hep en ön saflarda yer aldı.

İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde okuduğu sıralarda Nur Serter gibi isimlerin zulmüne uğrayan Sekmen, başlarını açmaları için üniversite bünyesinde kurulan ‘İkna Odaları’nda her türlü argümanı kullandıklarını belirtti.

Başörtüsü zulmüne uğrayan gençlerin çok ciddi travmalar yaşadığını söyleyen Sekmen, “Onlar bizim bir yerlere gelmemizi ve bu toplumda var olmamızı istemiyorlardı.” ifadelerini kullandı.

İlk yasakların başladığı günü hiç unutamadığını vurgulayan Sekmen, “Bize genel bir kılık kıyafet uygulaması olduğu söylendi. Mini etekli kızları, uzun saçlı, küpeli, top sakallı erkeklerin hiçbirini almadılar. Dolayısıyla biz de alınmıyoruz. (Açık) Kız öğrenciler gittiler bir şekilde kılık kıyafetlerini değiştirip okula girdiler. Küpesini çıkartmak kolay, sakalını, saçını kesmek kolay… Bizimkisi aksesuar değil neticede, tamamıyla dini inancımıza yönelik bir şey.” dedi.

“BAŞINI AÇARSAN SENİ YURTLARA YERLEŞTİRİRİZ”

28 Şubat Mağduru Sekmen, ‘İkna Odaları’nda İlahiyat Fakültesi’nden gelen öğretim görevlilerinin psikologlar eşliğinde öğrencilere baskı kurduğunu ifade etti.

‘İkna Odaları’ndaki görevlilerin kendilerini, ayetlerle sabit bir hüküm olan başörtüsünün İslam’da olmadığına ikna etmeye çalıştıklarını belirten Sekmen, “Mesela ilahiyattan gelen öğretim görevlileri ‘Biz de Kuran-ı Kerim’i baştan sona okuduk başörtüsü diye bir emir yok, sizi hocalar bir şekilde kandırmışlar.’ diyorlardı. Sanki bizim hiç Kuran-ı Kerim okuyup, bir delile dayandırmadan bu başörtüyü örttüğümüzü düşünüyorlardı.” ifadelerini kullandı.

Sekmen, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen ve maddi imkânları kısıtlı öğrencilere maddi tekliflerde bulunulduğunu söyledi.

‘İkna Odaları’ndaki bazı görevlilerin, devletin maddi olanaklarını kullanarak öğrencilerden başlarını açmasını istediğini vurgulayan Sekmen, “Adeta çocuk kandırır gibi ‘ailenizin zoruyla mı örtündünüz?’, ‘aslında başınızı açsanız kim bilir ne güzel saçlarınız vardır?’, ‘böyle D vitamini de alamıyorsunuz’, ‘başını açarsan seni yurtlara yerleştiririz’, ‘burs istersen burs bağlarız’ diyorlardı.” dedi.

“CUMHURBAŞKANIMIZA BU YASAĞI YAŞAYAN BİNLERCE KADIN ADINA TEŞEKKÜR EDERİM”

Özel bir okulda müdire olan Hanife Sekmen, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda tek başına iktidar olan AK Parti iktidarıyla sürecin iyi anlamda tersine döndüğünü belirtti.

Ak Parti iktidarının hem toplumsal uzlaşı hem de hukuki yolla mağdurların haklarını aradıklarını ifade eden Sekmen, “Burada Cumhurbaşkanımıza şahsım adına ve bu yasağı yaşayan binlerce kadın adına bir teşekkürü bir borç biliyorum. Bunu ifade etmek isterim çünkü bu çok kıymetli bir şeydi.” ifadelerini kullandı.

“HER İMAM HATİPLİ 28 ŞUBAT ZİHNİYETİ’NİN DÜŞMANIYDI”

14 yaşında bir imam hatip öğrencisiyken başlayan hukuksuzluk süreciyle gençliği yitip giden ve şimdilerde gazetecilik yapan Yakup Köse ise, “Her imam hatipli bu 28 Şubat zihniyetinin düşmanıydı. Bizler, zamanın imam hatiplileri olarak 28 Şubat zihniyetine göre potansiyel ‘teröristlerdik.’ MGK kararları neticesinde gözaltına alındım, yargılandım ve idam cezası aldım.” dedi.

Çocuk yaşında anayasal hakkını kullanarak bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldığını vurgulayan Köse şunları söyledi:

“14 yaşındaki bir çocuğun avukatı yanında olmadan sorgulanması bile hukuk dışıdır, imza yetkisi bile yoktur. Ama bunu kim sorup soruşturacak ki, bunun arkasını kim kovalayacak ki? Onun için çok rahatlardı. Yargı, emniyet, bürokrasi anlamında çok rahat oldukları için bunlardan kimse hesap sormuyor diye böyle kıyımlar yapıyorlardı. Bir İslami örgüt suçlamasıyla gözaltına alındım, tutuklandım neticesinde de haksız bir şekilde 11 yıl cezaevinde yattım. Peki, sonra ne oldu; “Pardon” dediler ve beraat ettim. Ama bir insan ömrünün çeyreği denilebilecek bir zaman diliminde ceza evinde yattım.”

“28 ŞUBATÇILARDAN TAM ANLAMIYLA HESAP SORULMADI”

28 Şubat’ın sonuçlarıyla gerçek anlamda hala hesaplaşılmadığını belirten Köse, “Darbelerle, darbelerin sonuçlarını ortadan kaldırarak hesaplaşırsınız. Darbeye teşebbüs edenleri veya darbecileri hakiki manada yargılayarak darbelerin sonuçlarını ortadan kaldırabilirsiniz… 28 Şubat’ın gerçekten sonuçlarıyla hesaplaşmak istiyorsak eğer, 28 Şubat’ı yapan, destekleyen ve köpürten zihniyeti de iyi tespit edip ona göre hareket etmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

28 Şubat davalarında, sürecin iyi yönetilmediği için 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin gerçekleştiğini savunan Köse, “28 Şubat’tan tam manasıyla hesap sorulsaydı, 15 Temmuz olmazdı. Bunlar aslında tarihimizde çok önemli mihenk taşlarıdır. Bunu bizim ortadan kaldırmamız ve yok etmemiz lazım. Darbe istemiyorsak, darbecileri ve darbenin sonuçlarını korkusuzca ortadan kaldırmamız lazım. Mücadele böyle olur.” dedi.

“28 ŞUBAT’IN ARTIKLARI HALA MEDYA İÇERİSİNDE BULUNUYOR”

Bugün dahi 90’lı yılların söylemlerine benzeyen haberlerin, bazı camialar tarafından yapılmaya devam ettiğini vurgulayan Köse sözlerine şu şekilde devam etti:

“28 Şubat sürecinin üzerinden 20 yıldan fazla geçti ama nasıl ve ne kadar mücadele verdik açıkçası bunun sorgulanması gerek. Bugün hala 90’lı yılların haberleri, bazı kişiler, bazı gruplar veya bazı camialar tarafından şimdi de yapılıyorsa burada dönüp bir kendimize bakmamız lazım. Sayın cumhurbaşkanımız bundan bir buçuk, iki ay önce şöyle bir açıklama yapmıştı: “28 Şubat’ın artıkları hala medya içerisinde bulunuyor. Aslında 28 Şubat artıklarının hala medya içerisinde barınması da medyanın ayıbıdır.”

Şimdi bakıyoruz Fatih Altaylı denen adam hala ekranlarda görünüyor. 90’lı yıllardaki söyleme yakın söylemleri hala mevcut. Bakıyorsunuz Ertuğrul Özkök dediğimiz şahıs, ona benzer çıkışlarda bulunuyor. Peki, bunun sebebi ne? Bunun sebebi, tam manasıyla 28 Şubatçılardan hesap sorulamamasıdır.”

Star Gazetesi

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.